ALİME SAYGI - İLİM (TİYATRO OYUNLARI, SKEÇLER, PİYESLER, ORATORYOLAR)-PİYESLER TİYATRO OYUNLARI SKEÇLER ORATORYOLAR-BİLGİMCE Eğitim ve Kültür Platformu

 

PİYESLER TİYATRO OYUNLARI SKEÇLER ORATORYOLAR

 

 

 

ALİME SAYGI - İLİM (TİYATRO OYUNLARI, SKEÇLER, PİYESLER, ORATORYOLAR)

 

ŞAHISLAR: ZİŞAN,ORHAN,GÜZİN,ZUHAL,FERİHA.

 

Zuhal:Zişan Abla dün akşam televizyondaki programı izledin mi?

Zişan:Hangi programı Zuhal?

Zuhal: Bizim TV.deki.Sen de o kanalı izliyorsun da bazen.

Zişan:Yoo dün akşam hiç açmadım.

Zuhal: Ben de tesadüfen açtım. “Şehrimizin yetiştirdiği meşhur yazarımız.” diye birini takdim edince çok ilgimi çekti. Sen izledin mi Feriha Abla?

Feriha:Yook ben türkü programını izledim. Türkücüde iyi coştu, keşke siz de baksaydınız.

Zişan:Zuhal,kimmiş meşhur yazarımız?

Zuhal:İsmini şu an hatırlayamadım ama evde bir kenara yazmıştım. Bazı kitaplarının ismini de yazdım.

Zişan:Merak ettim Zuhal,nasıl biriydi? Kaç yaşlarındaydı?

Zuhal:Kırk beş,elli vardı. Zişan Abla,dikkatle izlerken bir ara bir tuhaflık sezdim duruşunda. Bir de ne göreyim,kolunun biri yok.

Feriha:Uyy sen bizim Hüseyin’den bahsediyorsun herhal. Televizyona mı çıkarmışlar?

Zişan:Sizin Hüseyin mi?

Feriha:Hee he,teyzemin oğlu.

Zuhal: (Heyecanlı) Ay Feriha Abla ciddi misin? Demek teyzenin oğlu.. Neden bize hiç bahsetmedin?

Feriha: (Durgun) Bilmem,nereden aklıma gelecek?

Zuhal:Nasıl olur Feriha Abla? Çok ilginç biri o. En azından bize kitaplarını gösterebilirdin.

Feriha:Ben de hiç görmedim ki kitaplarını.

Zuhal: (Şaşkın) Görmedin mi? Peki her ay yazılarının yayınlandığı dergi varmış,o var mı sizde?

Feriha:Yook,hiç haberim yok. Ne dergisiymiş?

Zuhal:Aa ne bileyim Feriha Abla,bu nasıl teyze çocuğusun? Nasıl tanımazsın öyle bir insanı? Üstelik aynı şehirde oturuyorsunuz.

Zişan: O kadar hayret etme Zuhal. Demek ki o yaramaz bir insan. Kötü ahlaklı biriyle insan yakın akrabası olsa bile görüşmek istemiyor.

Feriha:Yook, bak Hüseyin çok temiz,iyi ahlaklı biridir. O cihetten hiç kusuru yok.

Zuhal:Ay Zişan Abla,üstelik iyi bir Müslüman. Konuşmalarını dinleseydin keşke.

Feriha:Hee he çok dindar çok dindar...

Zuhal:Onu izleyince kendimden bir utandım ki. Tek koluyla yıllardır hem yüksek tahsil yapmış, hem geçimini temin için çalışmış, hem de yazarlık yapmış.

Feriha:Hee üstelik annesi babası da yoktu,çok çalışkandı. Hırs eder,elini attığı işi becerirdi. Hiç şikayet ettiğini de duymadık. Üstüne başına dikkat eder,küçük küçük yamalarla yırtıkları kapatırdı.

Zişan:Feriha,neden peki yıllardır bize hiç bahsetmedin?

Zuhal:Evet Feriha Abla,ben senin bir çok akrabanı tanıyorum. (Manidar) Mesela şu yazlık-kışlık evleri, Avrupa arabaları olanları.

Feriha: (Atılır) Meralgil mi? Yoksa Ayhan mı? Onları diyorsan onlar arabayı yeni değiştirdi. Meralgil de yine değiştirecekler.

Zişan:Geç kalmışlar bu yıl.

Feriha:Onlar yeni bir ev aldı bu yıl. Tuvaletten,banyodan beri kartonpiyerleri var. Bütün ıslak zeminler....

Zişan: (Sözü keser) Anlatmaya başlama Feriha,merak eden yok. Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış.

Feriha: (Gülerek)Ben züğürt müyüm Zişan?

Zişan:Züğürt müsün değil misin bilmem ama şunu iyi anladım;senin kızından,oğlundan şikayet etmeye hakkın yok.

Feriha:Niye Zişan?

Zuhal:Neden Zişan Abla?

Zişan:Neden olacak,çocuklarının dinini bilmediğinden, tanımadığından, sevmediğinden söz edersin.

Feriha:Evet doğru biliyorsun,dinlemiyorlar beni. O gün oğlum diyor ki; “Ne bu ya devamlı evde namaz faslı. Bir akşam çayını vaktinde içirmezsiniz adama.” Kendisi bütün akşam çay içiyor,biz bir şey demiyoruz.

Zuhal:Akşam çaylarını da mı siz ikram ediyorsunuz yoksa?

Feriha:Helbet Zuhal,başka kim yapacak?

Zuhal:Benim bildiğim evde genç varsa onun yapıp ikram etmesi güzeldir.Benim abim bunu akşamları zevkle yapar. Ay biz annemin elinden çay alamayız, bu işi ona bırakmayız. İsteriz ki o da bizim varlığımızın neşesini, rahatlığını tatsın.

Feriha:Uuu sen ne diyorsun Zuhal,kıyamet kopar evde. Huzursuzluk çıkmasın diye ben üstlenirim her şeyi. Hiç memnun da olmazlar zaten. Oğlum hep o Meral’in kocasını örnek alır. Oturup arkasına dayanır,başlar üst perdeden atmaya. Babayı,beni yok sayar.

Zişan:Öyle olmasa şaşarım Feriha. O adamın her dediğini,her yaptığını öyle abartıp övüyorsunuz ki neredeyse ben taklit edeceğim.

Zuhal:Feriha Abla,Allah bilir ya çocuklarınız bu yazar olan akrabanızı hiç görmüyorlardır bile.

Feriha:Yok tanımazlar onu,hiç bilmezler.

Zişan:Söyleyeceğim de buydu Feriha. Tanınması,örnek alınması, özellikle sevilmesi gereken insanları yok sayıp,ondan sonra da “Neden çocuklarımız böyle,bu nasıl bir nesil yetişiyor?” diye şikayet edilir. Bak,ben bile yeni öğreniyorum o değerli insanın akrabanız olduğunu.

Zuhal:Üstelik yakın akraba imiş...

Feriha:Eee nedem? O kendi halinde,kimseye karışmaz, sokulmaz.

Zişan:Yaa acaba o mu karışmaz,sokulmaz,siz mi yaklaştırmazsınız? Hangi Ramazan Meral hanımefendilere, falan bey efendilere ısrarla,rica ile,minnetle verdiğiniz davetlerde onu da bulundurdunuz?

Feriha: .................

Zişan:Görüyorsun değil mi Zuhal,bak hiç sesi çıkmıyor.

Feriha:Eee onun yeri ayrı,onların yeri ayrı.

Zişan:Haa anladım,demek ki onu da farklı günlerde arayıp izzetliyorsun. Ee bir gün bizi de onun geldiği gün çağır. Orhan onu çok seviyor. Biz yazılarını ilgiyle takip ediyoruz ama senin akraban olduğunu hiç bilmiyorduk.

Feriha:Hiç gelmedi bize?

Zişan:Niye?

Feriha:Bilmem.

Zişan:Meşhur falanların filanlarınla Maazallah bir zaman görüşmezsen uykuların kaçar Feriha.

Zuhal:Haklısın Zişan Abla. Doğrusu ya,insanlar neye değer verirse onun değeri yükseliyor.

Zişan:O sıradan insanların nazarında öyle. Aklı başında Müslümanlar,Allah’ın taktir ettiği takva ehli, ilim sahibi insanlara değer verirler.

Feriha:Bizim aklımız başımızda değil mi?

Zuhal:Üstüne alınma Feriha Abla. Bu mesele çok ilgimizi çekti,sebeplerini anlamaya çalışıyoruz. Kendi açımdan meseleye baktığımda,böyle bir akrabam olsaydı çok sevinir,onunla görüşmek için fırsatlar yaratırdım. Çünkü o ilim sahibi bir insan.

Zişan:Olması gereken de o Zuhal.

Zuhal: (Gülerek) “Ciğer ciğere hor olurmuş.” derler. Feriha Abla,kıymetli bir insana üstelik bir de akrabalık bağlarıyla bağlısınız. Ama ne yazdığı kitaplardan ne de dergilerden haberiniz var.

Feriha:Amaan cenneti mi verecek bize?

Zişan:Cenneti verecek olan Allah’ta,en azından öteki ‘falanların’ gibi zahmet vermez bu sana.

Zuhal:Bir de Allah’ın rahmetine nail olmak var bunun sonunda. Görmüyor musun Feriha Abla, ben senden iyi öğrendim dinimi.

Zişan:Bir iyilikten nasip almakta o iyiliğe biraz layık olmakla alakalı. Sen dinini sevdiğin için onu öğrenmeye gayret ediyorsun.

Feriha:Zişan,ben iyiliğe layık değil miyim?

Zişan:Anladığım kadarıyla Allah sana layık görüp lütfetmiş ama sen razı olup istifadelenmemişsin. Eh çocuğun da seni görmemiş,takdir etmemiş çok mu?

Feriha:O dediğin doğru. Biz o yetim çocuğu gözetmedik,onu taktir etmedik. Çocuğumuz da bizdeki iyilikleri görmezden geliyor.

Zuhal:Eee Feriha Abla,kötülüklerin rahat yapılabilmesi için iyiliklerin görülmemesi gerekir en azından.

Feriha:Doğru söylüyorsun. O kızımın giydiği kıyafetleri bir görsen,yerin dibine geçiriyor beni. Normal bir açıklık olsa neyse, “Şimdi herkes böyle.” diye rahat rahat giyiyor.

Zuhal:Yaa bak o da şimdiden iyi ve temiz insanları görmüyor. Kötüleri örnek alıyor.

 

(FON)

Orhan:Zişan sen de farkındaydın değil mi,çok istifadeli birkaç saat geçirdik.

Zişan:Tabi farkındayım Orhan. Hem Zeki Amcayla beraber olup faydalanmamak mümkün mü?

Orhan:Evet herkes sahip olduğu meziyetlerden,huylardan etrafına saçar. Hele bu meziyet ilimse.

Zişan:Evet onunla birlikteyken Allah’ın rahmetini daha çok hissediyorum.

Orhan:İyi ki böyle bir yakınımız var. Her görüşmemizde “Keşke daha sık görsem.” diyorum.

Zişan: Bakıyorum kimileri de onun varlığından rahatsız oluyorlar.

Orhan:Ooo sen bakma onlara. Kim bilir ne zaman tavuklarına “Kışt” dedi. Üstelik her an da diyebilir.

Zişan:Yaa dünyacıların menfaatlerine dokunuyor.

Orhan: Tabi,zaten ‘ilim’ ne bilmezler ki alime hürmetleri olsun.

Zişan:Alimler de azaldı iyice,cezadır zahir.

Orhan:Dua edelim de bizim için ceza değil ibret olsun.

Zişan:İnşallah Orhan. İnsanların kadirbilmezliğini çözmek zor. Muhitlerindeki kıymetli insanları tanımak bile istemiyorlar.

Orhan:Bana öyle geliyor ki o insanlardaki güzellikleri paylaşmaya layık değiller. Bizim geçirdiğimiz şu akşam saatlerini bir düşünsene. Zeki Amcaları davet ettik,gittik evlerinden aldık ve tekrar bıraktık. Altı üstü bir araba parası,tüm masrafımız bu. Ama onun kazandırdıklarını bir düşünsek.

Zişan:Çocuklar ne kadar ilgi ile dinliyorlardı anlattıklarını.

Orhan:Çünkü Zeki Amca neyi,nerede,kime anlatacağını biliyor. Yılların bilgisinin, tecrübesinin, tefekkürünün ürünü bunlar. Böylesine sağlıklı bir ders ortamını,dünya kadar para versen temin edemezsin Zişan.

Zişan:Akıllı olup bu meziyetleri değerlendirmek için fırsatları kaçırmamalı.

Orhan: Ve bir de dünyacılıktan biraz daha kurtulmak lazım. İşte o zaman ilmin cazibesine daha çok kapılacağız.

Zişan:Bence de. Üç beş kelime yabancı dil için,bir iki adına ‘el sanatı’ denilen uğraşı için,hangi kurslara ne paralar ödeniyor.

Orhan:Allah’ı razı etmek için yaşayan insanlara ise değil nakit,vakit bile ayrılmıyor.

 

(KAPI AÇILIR)

Güzin:Hala uyumaya niyetiniz yok mu anne?

Zişan:Sen bile uyumamışken biz niye uyuyalım ki?

Güzin:Zeki Amcanın ardından uyumak hiç işime gelmiyor. İstiyorum ki o bilgilerin devamını sürekli getireyim.

Zişan:Kitap mı okuyordun?

Güzin:Evet,çok güzel bir kitap.

Orhan: Bak Zişan,Güzin de fark etti sohbetteki güzelliğin faydasını. Sen de öyle bilgili olmak ister misin kızım?

Güzin:Ohoo kim istemez? Ama nerde bizim elimize geçsin.

Orhan:Sen istersen geçebilir. Biliyorsun bu hususta Allah’ın va’di var.

Güzin:Doğru da çok yorucu bir iş,ne kadar emek ister.

Orhan:Güzin,insanlar ne lüzumsuz işlerin peşinde canlarını çıkartıyorlar da biz ilim için yorulmuşuz çok mu?

Zişan:Üstelik toprağın altında çürüyüp,işe yaramayacak bir bedenimiz var.

Orhan:Yaa işe yarayacakken kullanmalı bence.

Güzin:Amaan o kadar yorulmadan da Müslümanca yaşanabilir.

Zişan:Yaşanamaz demedik zaten kızım. Maksadım,ahiret günü öncü olanlardan olmaktı. Onun için dedim.

Güzin:Hıı,ama bu alim,bilgili diye övdüklerinizin hiç hoşlanmadığım huyları var.

Orhan:Olabilir kızım,herkes senin hoşuna gitmek zorunda mı?

Güzin:Değil de,onların daha iyi olmaları gerekmez mi? Hem büyük yanlışları,günahları var. Tam çok sevecekken birden yanlışlarını fark ediyorum.

Zişan:Günah Müslüman içindir Güzin. Onlar da insan. Ufak tefek kusurlarını da hoş göreceğiz.

Güzin:Ne ufak tefeği anne,bayağı rahatsız edici huylar. Hiç yakışmıyor ilim sahibi insanlara.

Orhan:Güzin kastettiğin yanlışların neler olduğunu bilmiyorum ama sonuçta sen onların yazdıklarından,konuşup anlattıklarından faydalanmıyor musun?

Güzin:Aa baba evet faydalanıyorum ama o yanlışlarını gözlemlediğim zaman hiç faydalanmak bile istemiyorum

Orhan:O zaman bu da senin yanlışın olur kızım.

Güzin:Olsun,benimki o kadar önemli değil.

Zişan:Çok önemli kızım,senin gibi genç kızlara yakışır mı? Ben de seni gerçek bir alim olacaksın, kendinden öncekilerin bıraktıklarıyla kendini yetiştirip,kendinden sonrakilere yeni bilgiler hazırlayacaksın sanıyordum.

Güzin:Alimler niye o kadar günahlar,hatalar işliyor ?

Orhan: Kızım,sen onların metotlarını,yöntemlerini hata sanabilirsin ama alimler kolay kolay büyük hatalara düşmezler. Mesela sen sanırsın ki çok sinirli ve öfkeli. Ama bir dikkat et ki göresin,alimin öfkesi,siniri genellikle iman asabiyesinden kaynaklanır.

Güzin: Nasıl yani?

Orhan: Nasıl olacak,alim sinirlendiği zaman işin içinde ya dine,dindarlara yapılan bir iftira,ya ahlaki zaaflar…gibi bir iş vardır.

Zişan: Evet,yoksa kolay kolay vara yoğa sinirlenmezler.

Güzin: Eğer sırf bunlar için sinirleniyorlarsa mesele yok.

Orhan: Asıl burada mesele başlar,yani bizim meselemiz. Bir sormalıyız kendimize Güzin,acaba biz de onlar gibi Allah’ın rızasına muhalif şeyler olunca kızıyor muyuz?

Zişan: Yoksa Fikret karate yapınca mı sinirlenip coşuyoruz?

Güzin: Anneciğim illa ki sataşacaksınız.

Zişan: Ne yapayım Güzin? Gür hisli,gür imanlı beyinler coşarmış ancak.

Güzin:Tamam anne uzun boylu düşünmekten uzak olduğumu söyleme.

Orhan:Güzin,senin bu soruna ayrıca şöyle bir çözüm bulsak. Sözünü ettiğimiz ilim adamlarını biz yine sevip saysak, o bahsettiğin kusurlarını hoş görsek,bir de onlar için şöyle bir dua etsek nasıl olur?

Güzin:Ooooh..... Nasıl bir dua babacığım?

Orhan: “Ya Rabbi,onların ilimlerini,hayırlarını çoğalt. İyi olmayan hallerini affet. Bize öğrettikleri iyilikler için onları bağışla,cennetinle mükafatlandır.”

Zişan:Amin.Bak biz onların kıymetini taktir etmezsek,bilenle bilmeyeni aynı kefeye koyarız ki bu yanlış olur.

Güzin:İyi tamam da şöyle bir ilave de yapalım bu duaya; “Suizanna sebebiyet verecek hallerden onları da bizi de sakındır Allah’ım.”.....

Orhan:Amin. Haklısın kızım,bu dualarımızı devam ettirirsek birbirine kenetlenmiş,sevilen müminlerden oluruz. Şunu da unutmayalım,Allah’ı razı etmek için yaşayan Müslümanlar kolay kolay büyük günahlara düşmezler. Çoğu zaman insanlar yanlış anlar onları.

Güzin:Belki de baba.......

 

 

 

BELİRLİ GÜN VE HAFTALARA GERİ GİT